Anasayfa » Yazarlar » Salih ÇAKIROĞLU » Siyasette her zaman İlkeli olmak mümkün mü?

Siyasette her zaman İlkeli olmak mümkün mü?

“Siyaset” ile “ilkeli olmak” birbirinden çok farklı ve ancak zaman zaman bir arada olabilecek kavramlar. Bu iki kavram mutlak manada bir birlikteliği asla içeremez.

İlkeli olmak, ideallere sahip olmak, belli ülküler edinmek şahıslar, toplumlar ve milletler için birlikteliğin ve başarının anahtar kavramlarıdır.

Hangi ülkülere göre toplumu yetiştireceksiniz onun gerektirdiği tedrisatı Milli Eğitim müfredatının içine yerleştirir ve idealize ettiğiniz toplumu yetiştirmeye çalışırsınız.

Siyaset ise, elinizdeki ekonomik, askeri, sosyal ve politik güçlerin varlığı ve yokluğu ile birlikte hareket edebilen, bunlardan güç alan bir kavram, Bu sebeple bu güçlerin bazen birinin, bazen de birden fazlasının bir arada ve sizde olması durumunda, ancak istenen sonucu elde etmenizi sağlayan bir kavram.

Karşınızdaki güç odaklarının bahsedilen şeylere sahipliklerinin sizden fazla olduğu durumlarda, kazanmaları olasılığının çok daha yüksek olduğu malumdur.

Tarih boyunca, askeri, ekonomik ve politik gücü olmayan tüm muktedirler, tüm devlet başkanları ve tüm siyaset yapanlar, yeri geldiği zaman verdikleri sözleri inkar etmek, savaş meydanından çekilmek, bazen teslim olmak, bazen kendine göre en ideal koşulları oluşturarak geri çekilmek zorunda kalmıştır. Çünkü, aksini yapanların neredeyse tamamı, ya toplumunu helak edecek kararları almış, ya savaşı kaybederek kellesini vermiş, ya ds onurundan fedakarlık etmiştir.

Siyasetçinin veya yöneticinin amacı ise, çevresel koşulların elverdiği ölçüde kendi ideallerine ulaşmak, ilkeleri doğrultusunda hareket etmek ve elde edilebilecek en büyük amaca ulaşmaktır.

Tüm bunlar bir arada değerlendirildiğinde, siyaset ve onun yapmak istedikleri ile, ilke ve ideal sahiplerinin gerçekleştirmek istedikleri ülkülerin hepsinin gerçekleşmesinin elinizde olmayan sebeplerle mümkün olmadığı, dış koşulların ağır baskısının istenmeyen fedakarlıklar gerektirdiği, çoğu yerde tüm ilkelerden ve ideallerden vazgeçmek gerektiği görülmektedir.

Hülâsa, siyaset yapanlar, mutlak surette ilkeli siyaset yapacağız diye asla yola çıkmasınlar. Yukarıda örnekleri verilen sebeplerle, En ideal olanı yapacağız, eldeki imkanları toplumun faydasına ilkelerimizin ve amaçlarımızın el verdiği doğrultuda, en güzel şekilde kullanacağız diye yola çıksınlar.

Aksi hal, toplumu siyasetçiye karşı soğutmakta, halk ile arasını açmaktadır. Toplumu yönetme ve dönüştürme aracı olan siyasetin kendini bu duruma düşürmemesi, her zaman ideallerle yürünemeyeceğini, zaman zaman ilkeler ile yapılanlar arasında temel düşüncelerden vazgeçmemek koşulu ile farklılıklar olabileceğini öngörerek hareket etmesi ve halkı bu şekilde yönlendirmesi ve ikna etmesi gerekmektedir.

02.11.2018
Salih ÇAKIROĞLU